Olabilirsiniz
Anasayfa » Genel Kültür » İstanbul’un Tarihi Yerleri

İstanbul’un Tarihi Yerleri

Şahin Seçilmiş 21 Aralık 2019 Genel KültürOkunma süresi: 10 dakika

İstanbul tarih boyunca bir çok uygarlığın göz bebeği olmuştur.Dünyanın en büyük uygarlıklardan Bizans ve Osmanlı’da burada bir çok baş yapıt ortaya koymuştur.Hem geçmişi,hemde mimarisi bakımından her eser kendi içerisinde farklı anlamlar içermektedir.Bu makalemizde İstanbul’da bulunan tarihi ve kültürel yerleri;Aya Yorgi Manastırı,Anadolu Hisarı,Topkapı Sarayı,Kız Kulesi,Dolmabahçe Camii,Ayasofya,Yerebatan Sarnıcı,Kapalı Çarşı ve Galata Kulesi’ni tarihsel ve kültürel yönden ele alacağız.

Yerebatan Sarnıcı

532 yılında İmparator Justinianus tarafından inşa ettirilen Yerebatan Sarnıcı, bazı kesimler tarafından Bazilika Sarnıcı olarak da bilinir.Ayasofya’nın batı kısmından girilen bu sarnıç, aynı zamanda İstanbul’da bulunan en büyük kapalı sarnıclardan bir tanesidir.Mekanın tavanı tuğla örülü ve çapraz tonozludur. 140  x 70 metre ölçülerindeki yer  toplamda 336 adet sütuna sahiptir.Sütun başlıklarının bir çoğu bir birinden farklıdır.Bunlardan 98 adedi Korint üslubunu yansıtırken bir bölümü de Dor üslübunu yansıtmaktadır. Sarnıcın tuğladan örülmüş, 4.80 metre kalınlığındaki duvarları ve tuğla döşeli zemini Horasan harcından kalın bir tabakayla sıvanarak su geçmez hale getirilmiştir. Toplam 9.800 m2 bir alanı bulunan bu sarnıç yaklaşık olarak 100.000 ton su depolama kapasitesine sahiptir.
Yerebatan Sarnıcı Nerede
Yerebatan Sarnıcında bulunan Medusa’nın gizemi;
Bir çok kişi üzerindeki desenlerin göz yaşına benzemesini yapımında ölen yüzlerce köleye bağlarken,bir çoğu da bunun öyle olmadığını söyler. Bir başka Yerebatan sarnıcı ile ilgili söylenti ise, sütunun altında bulunan ters dönmüş Medusa başı.Aslında bununla ilgili bir çok varsayım bulunmakta.Medusa kendisini Perseus’un kılıcında görmüş ve taş kesilmiştir. Bunun için buradaki heykeli yapan heykeltıraş ışığın yansıma pozisyonlarına göre Medusa’yı normal, ters ve yan olmak üzere üç ayrı pozisyonda yapmıştır.Diğer bir söylentiye göre ise; Kralın, Yunan mitolojisindeki tanrılara tapınmanın putperestlik olduğunu göstermek için Medusa’nın başını ters şekilde sütunun altına yaptırtarak,onların kendilerine bile hayrı olmadığını göstermek istediği yönünde.

Osmanlı Devleti’nin 1453 yılında İstanbul’u fethinden sonra bir süre daha bu sarnıç kullanılsa da daha sonraları kullanılmamıştır. Osmanlı’nın burayı kullanmamasının temel nedeni İslam inancına göre duran suyun kirli,akan suyun temiz olmasındandır.
Yerebatan Sarnıcı her gün 09.00 ile  17.30 saatleri arasında ziyarete açıktır.

 

Kapalı Çarşı

İstanbul’un Beyazıt ilçesinde bulunan dünyanın en büyük çarşılarından bir tanesidir.Kuruluş tarihi 1460 olarak geçmekte. Kapalı Çarşıda yaklaşık olarak 4000’den fazla dükkan bulunmaktadır.Yılda 90 milyondan fazla turiste ev sahipliği yapmakta.Kapalı çarşının temelini oluşturan iki bedestenden Cevahir Bedesteni (İç Bedesten) Bizans’tan kalma,Yeni Bedesten ( Sandal Bedesteni) ise 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır.Başlı başına bir şaheser olan bu kapalı çarşının ilk zamanlarında 5 cami, 1 mektep, 7 çeşme, 10 kuyu, 1 sebil, 1 şadırvan, 24 kapı ve 17 han bulunmaktaydı.

Galata Kulesi

Bizans İmparatoru Anastasius tarafından 528 yılında Fener Kulesi olarak inşa ettirilmiştir.1204 yılındaki 4. Haçlı Seferi’nde yağmalama ve yangınlar sonucu tahrip olan kule, 1348 yılında  Cenevizliler tarafından yığma taşlar kullanılarak tekrardan yapılmıştır.Muhteşem Yüzyıl Kösem’de, Hezarfen Ahmet Çelebi’nin uçuş talimleri yaptığı yer burasıdır.Tarih boyunca çeşitli yangın ve doğa olayları yüzünden çok büyük hasarlara maruz kalmıştır.1965’de yapılan onarımlarla bugünkü görüntüsü elde edilmiştir. Galata Kulesi’nin yerden yüksekliği 70 metre,iç çapı ise 9 metredir.

Dolmabahçe Camii


Bezmialem Valide Sultan’ın emriyle yapımına başlanmış 1853’de vefatıyla beraber oğlu Sultan Abdülmecid tarafından tamamlanmıştır.Bu yüzden bir çok yerde Bezmialem Valide Sultan Camisi olarakta geçmektedir.Dolmabahçe Camisi denilmesinin en büyük nedeni ise Dolmabahçe Sarayı’nın, Saat Kulesi yönündeki avlu kapısının tam karşısında olmasındandır.
Dolmabahçe Camiisi’nin mimari hakkında çeşitli kaynaklardan farklı isimler yer almaktadır. Fakat bir çok otoriteye göre mimarın Balyan ailesi üyesinden biri olabileceği yönünde.İslam Ansiklopedisi verilerine bakarak bizde Nigoğos Balyan olduğunu kabul etmekteyiz.

Ayasofya

Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından, 532-537 yılları arasında İstanbul’un bugünkü adıyla Fatih ilçesinde yaptırılmıştır. Bu çok eski binanın bir özelliği, yapımında kullanılan bazı sütun, kapı ve taşların binadan daha eski yapı ve tapınaklardan getirilmiş olmasıdır.
Ayasofya ilk yapıldığı günden bu yana bir çok yangına ve yağmalamaya maruz kalmıştır. 13 Ocak 532 yılında yapılan ilk Ayasofya, Nika Ayaklanması olarak da bilinen ayaklanma sonucu yakılıp yıkılmıştır. I. Iustinianos yıkılan Ayasofya’yı tekrardan yaptırmıştır. İstanbul’un fethinden sonra cami olarak kullanılmaya başlanmıştır.Günümüzde ise (1935) müze olarak hizmet vermektedir.

Ayasofya kaç yılda yapıldı?

Birinci Ayasofya 337-361 , ikinci Ayarsofya ise 532-537 yılları arasında yapılmıştır.

Ayasofya ne zaman ibadete kapatıldı?

24 Kasım 1934’teki Bakanlar Kurulu kararıyla müze olarak yeniden açılmasına karar verildi. Ayasofya Müzesi, 1 Şubat 1935’te ilk defa müze olarak kapılarını ziyaretçilerine açmıştır.

Ayasofya Pazar günleri açık mı?

Müze kış aylarında 09.00-17.00 saatleri arasında, yaz aylarında ise 09.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir.

Topkapı Sarayı

İstanbul Sarayburnu’nda, Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 yıllık tarihinin 400 yılı boyunca, devletin idare merkezi olarak kullanılan ve Osmanlı padişahlarının yaşadığı saraydır. Topkapı Sarayı; dışarıdan anıtsal, içeriden ise esnek görünümüyle hareketli bir etki uyandırmakta, hatta bir çadır kentini de anımsatmaktadır. Bu esneklik, değişim ve ilavelere açık yapısıyla aynı yüzyıllarda Avrupa’da inşa edilen diğer saraylardan farklıdır.İki veya üç avlu etrafında yerleştirilen mekanlar, Divanhane ve Arzodası’nın (Kabul Salonu) düzeni birbirine benzemektedir. Kapı ve avluların birbirlerine ve mekanların onlara göre yerleştirilmesi saray protokolünü yansıtmaktadır.

Kız Kulesi

Maiden's Tower

Avrupa ile Asya’yı birbirinden ayıran boğazın Marmara Denizi’ne açılan tarafında, Üsküdar kıyısına 200 metre kadar mesafede bulunur.Boğaziçi dediğimizde ilk aklımıza gelen yerdir. III. Ahmet zamanında yapılmıştır.Mimari özellikleri itibariyle kule, deniz seviyesinde olup oldukça küçük bir kaledir. Bugün etrafında (kuzeyde ve batıda üçer tane, güneyde ise bir tane olmak üzere) yedi adet mazgalı, doğu ve güney tarafındaki iki adet kapısı vardır.Kule tepesinde pencereli ve etrafı balkonlu barok tarzı bir köşkü bulunmaktadır.

Kız Kulesi Efsaneleri

Kız Kulesinin ilk olarak ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemekle beraber tarihi geçmişi ile alakalı bir çok efsane vardır.Bunlardan biri, Leandros’un kulede bulunan sevgilisi Hero’ya kavuşmak üzere boğazı yüzerek aşmaya denerken boğulduğu yönünde.

Diğer bir efsanede Bizans dönemine aittir.Bizans Kralı’na dönemin bilicileri,tek kızının ölümüne bir yılanın sebep olacağını söyler.Bunun üzerine Kral denizin ortasına bir kule yaptırır.Ona göre hiç bir yılan denizi geçipte kızına ulaşmaz.El zaman git zaman,yıllar geçer ve o küçük kız büyür.Kral, kızına yemesi için diğer meyvelerle beraber bir sepette üzüm yollar.İçine nasıl girdiği bilinmez,Prenses sepetin kapağını açınca elini yılan ısırır ve oracıkta yaşamını yitirir.

Kız Kulesi Pazar günleri açık mı?

Kız Kulesi, haftanın her günü  özel durumlar dışında 09:00-19:00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir.

Anadolu Hisarı

Anatolian Fortress

Boğaz geçişlerini kontrol etmek ve İstanbul fethine zemin hazırlamak için Yıldırım Bayezid  tarafından boğazın en dar kısmına yaptırılmış bir iç kaledir.İstanbul fethedildikten sonra eski önemini yitirerek küçük bir askeri birliğin bulunduğu yarı önemli bir kale haline gelmiştir. Karadeniz tamamen fethedilince, kuzeyden gelecek tehlikeleri önlemek gibi bir amacı da kalmaz ve askeri değerini tamamen yitirir. Bu tarihten sonra çevresine ve içine evler inşa edilmiştir.1878 yılında çıkan büyük yangınında, kale içi ve çevresindeki evlerin büyük çoğunluğu yanarak yıkılır. Yapılan tespitler sonucu kalenin yapıldığı dönemde surların deniz kıyısına çok daha yakın olduğu anlaşılmıştır. Göksu deresinin zamanla taşıdığı alüvyonlarla kele surları ile deniz arasında küçük bir girinti oluşmuştur.

1928 yılında İstanbul Belediyesi tarafından yol inşası çalışmaları yapılırken beden duvarlarından biri yıkılarak yol geçirilmiştir.Göksu ile karşı kıyıyı bağlayan eski köprü yıkılarak yerine beton köprü yapılmıştır. Bu çalışmalar sırasında bazı kale duvarları güçlendirilirken, bir kısmı da hatalı işlemler sonucu yıkılmıştır. Günümüzde kaderine terk edilmiş halde, restore edilmeden bekletilmektedir.

Aya Yorgi Manastırı

Ioannes Theologos Pelekete Manastırı

Bölge halkı tarafından Aya Yani olarak bilinen, kaynaklarda ise Ioannes Theologos Pelekete Manastırı olarak geçen yapı Büyükada’da yer almaktadır.Manastır,Kilise ve çevresindeki kalıntılardan oluşmaktadır. Manastır alanında bir kilise, yakın dönemde ahır olarak kullanılmış bir mekan, keşiş hücreleri olduğu düşünülen mekanların duvar kalıntıları, kilisenin kuzeyine bitişik yapılmış dikdörtgen planlı bir mekan, kuzeydoğuya uzanan ve toprak altında kalmış olan bir çevre duvarı bulunmaktadır.Manastırın bulunduğu bölgeye adını veren Trigleia’nın, Megara’ya bağlı bir Bizans kolonisi olduğu yazıtlardan bilinmektedir (Pekak, 1995a, s. 308). Bu manastırın Bizans’tan sonraki dönemi hakkındaki ilk bilgiler ve çizimler 1676 yılında bölgeyi gezmiş olan Dr. Covel tarafından verilmiştir (Mango-Ševčenko, 1973, s. 242; Pekak, 1995, s. 292). 1855 yılındaki depremde büyük bir bölümü yıkılan manastır, kısa bir süre içinde onarılmasının ardından 1880 yılında yanmıştır (Mango-Ševčenko, 1973, s. 246; Hasluck, 1910, s. 61; Euangelides, 1934, s. 39; Euangelides 1889, s. 276; Pekak, 1995, s. 293). Manastırın bu yangından sonra onarılarak Heybeli Ada’daki Papaz okuluna bağlandığı bilinmektedir.

Manastırda merkezi konumda yer alan Kilise, plan bakımından kapalı yunan haçı plan tipinin gelişmiş bir versiyonudur.

Ioannes Theologos Pelekete Manastırı-Vaziyet planı (Çizim: E. Kaya)

 

Bu yazıyı beğendiysen, bu kategoride yer alan Gelişmiş Ülkeyle Gelişmekte Olan Ülke Arasındaki Fark başlıklı bir önceki yazımı da okuyabilirsin.Ayrıca bizi Facebook Twitter , Youtube , Google+ ve İnstagram gibi sosyal ağlarda takip edebilirsin..

Bunlarda İlginizi ?ekebilir!



#########

    2 Yorum

    Furkan

    İstanbul’un tarihi yerleri hakkında bir ödevim vardı.çok işime yaradı bunlar teşekkürler

    Cevapla

    Şahin Seçilmiş

    Rica ederim.Yararlı olabildimse ne mutlu bana.

    Cevapla

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Makaleler